Karar vermek zor iş. Gün içinde yaklaşık 200 adet karar aldığımızı araştırmacılar belirtiyor. Yemek seçimimizden tutun da, nerede oturacağımıza, kariyerimizden, arkadaşlarımıza kadar… Her kararın mükemmel olması gerekmiyor, ancak her karar için beynimizde bir hesaba giriyoruz. Kararın bize getireceği kazanç ile kararı verdiğimizde olacak olan kaybı düşünüyoruz (ki bu gofret alırken para vermek, çalışmak için enerji harcamak, … gibi farklı riskler taşıyabilir). Kaybetme duygusu, kazanma sevincinden çok daha derin ve yoğundur. Ve kaybetme duygumuz ile ilgili nasıl yanlış ya da ideal kararlar almadığımızı, davranışsal finansın atasına bakarak öğrenebiliriz.
Bu yazıda gelin, Kahneman ve Tversky’nin, 1986 senesinde yazdıkları Beklenti Teorisi ve dolayısıya Kayıptan Kaçınma kuramını inceleyelim.
Nasıl günlük kararları verdiğimiz; Beklenti Teorisi (ENG: Prospect Theory) sayesinde mükemmel açıklanmıştır. Beklenti teorisi sırasında, bir kişi (özellikle finans ve yatırım konularında karar alırken) karar verici riskli bir durumdan kaçınıp kaçınmayacağına karar vermek için kazanç ve kayıpları birlikte değerlendirir. Bunun hesaplamak için her karara birer “ağırlık” (ya da önem de diyebiliriz belki) atar; ve atadığı bu ağırlıkları kullanılır. Bu ağırlıklara bakarak yapılan çalışmalar, kişilerin kazanç ve kayıp konusundaki görüşlerindeki genel tutumu gözlemleyebilmekte. Yapılan çalışmalar sonucu kişiler, riskin ağırlığı ne olursa olsun, her zaman en ödüllendirici olan seçimi tercih ettiler. Tıpkı bizim her gün yaptığımız gibi, hep ödüle koşmak, hep zor ve sıkıcı olandan ziyade (örn: diyet yapmak) ödülü istemek (örn: tatlı yemek)
Yapılan çalışmalara örnek verelim. İki soru sorulsun ve bu iki soruda da iki seçenek olsun. Katılımcılara bir seçeneği seçmeleri söylensin. İlk soru, enteresan. Kaybetme ile alakalı. Birinci seçenekte 1.000 TL kaybedecekleri, ikinci seçenekte ise yazı tura gibi bir şans oyunu oynanacağını ve kaybederlerse 10.000 TL kaybedecekleri belirtildi. Bu soruda kişiler şans oyunu oynamayı yeğlediler. Yani, 10.000 TL kaybedecekleri bir yazı-tura şansına girmeyi daha olası buldular ve kararlarını o şekilde verdiler. Nasıl olsa eğer yazı gelirse 10.000 TL kaybedecekleri kadar, tura gelirse hiç bir şey kaybetmeyeceklerdi. Bu riski aldılar.
İkinci soru ise daha da enteresan. Kazanma ile alakalıydı. Soruda ya 1.000 TL kazanmayı seçmeleri önerildi, ya da yine bir şans oyununda eğer kazanırlarsa 10.000 TL kazanacakları belirtildi. Bu soruya ise kişiler 1.000 TL kazanmayı diğer seçeneğe göre daha çok kabul ettiler. Para kaybetme olasılıkları olan bir durumda aldıkları risk, para kazanmalarına sebep olabilecek risk alma davranışının önüne geçti. Garanti olarak kazanmayı yeğleyen kişiler, kaybetmek söz konusu olduğunda, “ya kaybetmezsem?” riskini daha kolay alabildiler.
Görülen o ki, günümüzde risk aldığımız davranışlara baktığımızda, alternatif durum ve koşullara güvenerek her seferinde büyük veya küçük risk aldığımız, ama bu risklerin genelde olumsuzluklardan kaçmak için alındığı görülüyor. Bu tür davranışı ise en çok araştırmacılar sigorta, yatırım gibi finans odaklı konular üzerinde çalışarak gözlemlemişler daha sonra.
Neden kayıptan bu şekilde kaçıyoruz peki? Yanıtlardan ilki, beynimiz. Nörobilimsel çalışmalar beynin çeşitli bölgelerinin, bir kayıp yaşadığında parti havasında ışıl ışıl yandığını gösteriyor. Bu tabii üzücü bir parti çünkü korku ile bütünleşmiş bir kayıp yaşıyoruz. İkinci olarak kültürümüzün kayba nasıl baktığına göre biz de riskli davranışlar alırken hayatımızı şekillendiriyoruz. Bizim gibi kolektivist ülkelerde, bireyselleşmiş ülkelere göre kaybımız olduğunda ailemizin, çevremizin bizi kucaklayıp sevgiye boğacaklarını düşündüğümüzden kayıplardan daha az korkuyoruz. Ayrıca kadere inanma kültürümüz ile beraber kayıplarımızı da daha sakin karşıladığımızı söyleyebilmek mümkün. Son olarak, sosyokültürel durum ve sosyoekonomik durumumuz da karar almamızı etkiliyor. Zengin bir kişinin risk alarak bir yatırım yapması ve yatırımın suya düşmesi sonucu yaşadığı kayıp ile, 3 çocuklu asgari ücretli bir kişinin yaşadığı para kaybının etkilerini düşünün.
Kayıplardan kaçınma ve mantıklı riskler almak, aslında bizlere fayda sağlayan bir durum. Ancak çok risk alarak yaşamak veya tamamen risk almadan yaşamak da hayatın akışında bizleri engelleyebilecek iki uç düşünce kalıbı. Sürekli kayıptan kaçınmak insanoğlunun normal bir durumu ise, bu durumun farkında olmak ve belki de neleri kaybedeceğimizi iyi hesaplayarak kararlarımızı almak en doğrusu.
Beklenti Teorisi ve Kayıptan Kaçınma Teorisi, Kahneman’a Ekonomi Nobel Ödülü getirdi zamanında. Üstelik davranış bilimleri ve finansı bir araya getiren davranışsal finansın temeli atılmış oldu.
Referanslar:
- Kahneman, D. and Tversky, A. (1986). Prospect Theory: An Analysis Of Decision Under Risk, Econometrica, 47(2), 263.
- https://www.invespcro.com/blog/13-loss-aversion-marketing-strategies-to-increase-conversions/
- https://thedecisionlab.com/biases/loss-aversion/